İnsanın denizlerinde sürükleniyorsam,
Denizlere sürüklenen insandandır ki
Sürükleyen denizlerdir insanı…
Halil FİDE
İnsanın denizlerinde sürükleniyorsam,
Denizlere sürüklenen insandandır ki
Sürükleyen denizlerdir insanı…
Halil FİDE
Kategorisi Şairlerden hayat!
Gerçekten bilebilir misin? Çabalamak, yıllar boyu ve yol etrafında sarmalamışken seni…
Bulutlu düşünceler deryasında varoluşunun nedenlerini kovalamak. Evrenle kucaklaşmak, ömrünü anlamak. Hayatına bakarak ömrünü bilmek, yansımanı uzun uzun inceleyerek ‘ben’ diyebilmek. Kim bu yansımanın izdüşümü?
Zorlasa da ruhun temellerini, yaksa da bedeni anlar boyunca, inatla sormak: ‘Ben kimim?’
Yaklaşabileceğin en yakın yanıt, belki bilinmezliğin gölgesine sığınmış kaygılı bir cevap olacak. Cevabı düşünmek bile zaten soruyu içselleştirmek yolunda atılan masum ve yalnız bir adım. Cevabı bildiğini iddia etmek ise budalalığın çayırlarında salınmak, kandırarak benliğini.
Gidilmesi gereken menzil ise zaten sorunun bizzat kendisi…
O soruyla yoğrulmak, o soru olmak. Cevap çabada saklı, ve soruyu sorma cesaretinde…
Kategorisi Çızıktırmalar
|
|
|
|
Neyzen Tevfik |
Kategorisi Şairlerden hayat!
BU BİR TEMİZ FUTBOL ARAYIŞIDIR!
Sayın Yetkili,
Ben Türkiye’de yaşayan bir futbolseverim. Bu ülkede futbolu takip eden herkes bugüne kadar birçok kez şike söylentisi duydu, okudu, izledi. Fakat bunların neredeyse hiçbiri yetkili makamlarca ciddiye alınmadı ve üzerine gidilmedi. Hiçbir şey yokmuş gibi davranıldı ve yola devam edildi. Bu yüzden de futbola olan güvensizlik her geçen gün büyüdü. Birçok futbolsever futbola küstü. Hatta futboldan nefret etti. Bugün ülkede oynanan hiçbir maçın hak edilerek kazanılmadığı düşünülüyor.
Temmuz 2011’de başlatılan şike soruşturması, benim gibi Türkiye’deki futbola hiçbir güveni kalmayan futbolseveri umutlandırmıştı. Çünkü soruşturma kapsamında Türkiye’nin “dokunulmazlar” dediği 3 büyük kulübünden ikisinin de adı geçiyordu. Hatta birinin başkanı ve diğerinin teknik direktörü ile önemli bir yöneticisi gözaltına alınmıştı. Büyük bir merakla soruşturmayı takip etmeye başladık.
Sadece son 4 ayın kapsama alındığı soruşturmada, tablo o kadar vahimdi ki, adeta yıllardır neden futbola güvenmediğimiz kanıtlanıyordu. Özerk futbol federasyonumuzun iş bu kadar ayyuka çıkmışken bir kere daha “onları” koruyamayacağını düşünmeye başlamıştık bile.
Ama olmadı! Futbol Federasyonu, her adımda topu taca attı. İşi sürekli uzattı ve sulandırdı. Soruşturmada adı geçen takımlar hakkında ne pozitif ne de negatif hiçbir net açıklama yapmadı. Türk futbolunda büyük bir kaos yaşanırken ligler kör-topal başlatıldı.
Son genel kurulda “benim Fenerbahçeliliğim tartışılmaz” diyerek kendini savunan özerk Futbol Federasyonumuzun başkanı, topu bir kere daha taca attı ve istifa etti. İstifasının ardından birinci tanıkların ağzından federasyon başkanının Fenerbahçe’yi düşürmemek için verdiği amansız mücadele yazılıp çizildi.
Bugün şike soruşturması kapsamında teknik direktörü ve önemli bir yöneticisi yargılanan Beşiktaş’ın başkanı, federasyon başkanı seçildi. Seçim öncesi basına yansıyan ilk açıklamalarında “UEFA ile anlaşacağız. Anlaşamazsak Türk takımları Avrupa’ya gitmez ne olacak!” gibi inanılmaz sözler sarf ediyor.
Türk futbolunun temizleneceğine olan inancımız gün geçtikçe azalıyor. İlk günlerde “Bu ülkede büyüklere hiçbir şey yapılmaz!” diyenler, ne yazık ki bir kere daha haklı çıkmak üzereler. Ortada kimsenin üstünü örtemediği bir şeyler var ama kimse bunun adını koymaya cesaret bile edemiyor.
Bu dramatik süreç, Türkiye’de futbolu yönetenlerin temiz futbolu ve güven ortamını futbol sahalarına getiremeyeceklerini bir kere daha kanıtlanmıştır. Bu yüzden temiz futbol isteyenler olarak UEFA’nın bu oyuna ortak olmamasını istiyoruz. UEFA’nın Türkiye’ye temiz futbolun gelmesi için sonuna kadar mücadele edeceğine ve gerekeni yapacağına inanıyoruz. Ve yaşananları takip etmeye devam ediyoruz.
Saygılarımla,
Halil Fide
Sizler de okuduktan sonra “Temiz Futbol Mektubu”na ortak olmak isterseniz, aşağıdaki yollardan biri ya da birkaçı ile birlikte “kendi imzanızla” destek verebilirsiniz;
İngilizce mektubun çıktısını alıp altına isim ve soyisminizi yazıp “Route de Genève 46, Case postale, CH-1260 Nyon 2, Switzerland” adresine postalayabilirsiniz.
info@uefa.com, michel.platini@uefa.ch veya gianni.infantino@uefa.ch adresine İngilizce mektubu e-posta gönderebilirsiniz.
Blogunuz ya da sitenizde mektubu kendi imzanızla yayınlayabilirsiniz.
Twitter’da #BuBirTemizFutbolArayisidir kanalında görüşlerinizi paylaşabilirsiniz.
Teşekkürler Erdem Ceydiek ve Mehmet Ali Çetinkaya
Kategorisi Sportif
Özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin
Özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen
Özlediğin, gidip görmek istediğin-
ama gidip göremediğin
Özlem, gidip görmek istemen-
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen
ORUÇ ARUOBA
Kategorisi Şairlerden hayat!
|
Babam gelirdi ve akşam olurdu.
Bahçedeki akasya ağacı günboyu biriktirdiği kuşları birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza. Siyah-beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam.
Kamyonlar hep geceleri, hep uzaklara giderdi. Ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım. Yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam. Kapılar titreyerek açılır, titreyerek kapanırdı. Tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç. Babamdan yapılmış bir korkuydu dünya.
Ben o zamanlar yalnızlığı gece sanırdım. Ne kadar susarsa o kadar terlerdi. Boncuk bocuk döktüğü ter, hep uzağından geçen kadınların içinde göveren gözleri miydi? Babam en çok kışa yakışırdı. Ey penceresi dışarıya açık, içeriye kapalı evler… Babam on altı yıldır ölüme saçmalığını anlatıyor… |
|
Şükrü Erbaş |
Kategorisi Şairlerden hayat!
Can Baba buyurdu ’Anladım!’ (http://halilfide.wordpress.com/2011/12/17/anladim/)Akla takılanlar anlamayla ilgili oldu. Anlamayı anlamak, anlamak kadar anlamlı. ‘Before Sunrise’ (http://www.imdb.com/title/tt0112471/combined) adlı muhteşem filmde, bir sahnede duyduğum en dokunaklı bir iki satır şöyle bir geçer:
Cevap girişimde olmalı …
Söylenen sözler, ateşli konuşmalar, kanatlı şiirler, kallavi romanlar ve havada uçuşan anlar ne için ? Bir şey anlatmak, anlaşılır olmak için… Öyle ya da böyle ne açıdan yaklaşırsanız yaklaşın, pay ve payda anlamakla ve anlaşılmak arasında bir denge.
Anlaşılır olmak isterken hiç anlaşılmamak ise tanıdık bir tat zihinlerimizde etrafımızdan deneyimlediğimiz. Ve dönüp baktığımızda toz duman yatıştığında, sözden ziyade yapıp ettiklerimiz bizi ifşa eden.
Öykünerek diyelim ki :
‘Bir insanı anlamakla başlayacak herşey!’
Anlamak içecek anlaşılmazlığı…
Kategorisi Çızıktırmalar
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
”Sana ihtiyacım var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ”git” dediğimde anladım..
Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…
Can YÜCEL
Kategorisi Şairlerden hayat!
Bu toz dumanın arasında futboldaki şike olayı ile ilgili ayrıntılı bir şeyler ifade etmek zor. Ancak genel resme yıllardır aşina olduğumuzdan bir şeyler söylemek mümkün. Futbol endüstrisi içinde, adı üzere endüstriyel bir arsızlık var ki o da sermaye ile kurduğu ilişkiyle rahatça açıklanabilir. Şirketler ve markaları her şeyin karar vericisi olmuşken, neyin temizliğinden bahsedeceğiz?
Bu kirliliğin dışında olduğunu iddia edebilecek, yani sadece amatörce ilgilendiğini söyleyebilecek kişi bile neredeyse yoktur. Bir şekilde, özellikle Türkiye şartlarında endüstriyel futbola bulaşırsınız. Nasıl mı? Kombine-bilet alarak, takımın markalı ürünlerini edinerek, televizyondan izleyerek ve parayla ulaşabileceğiniz her şeye sahip olarak ya da hak iddia ederek. Bu şartlarda temiz kalmak mümkün mü? (Ayrıntılı bir yanıt için bknz.http://haber.sol.org.tr/spor/sike-olmamasi-mumkun-mu-haberi-44209) İşte asıl soru da bu zaten çünkü bu endüstriyel kirliliğin de bir hukuku var.
Temel sorunda, zaten doğası gereği kirli bir evrende kirli işler çevrildiğinde ortaya çıkıyor. (Para-Şike için bknz. http://haber.sol.org.tr/spor/para-varsa-sike-de-var-haberi-44221) İşte o zaman hepimiz kirliliğin hukuğu hakkında ahkam kesiyoruz. Mesela gözaltında olan futbolculardan biri kulübünden aylık 3000 TL maaş almakta. Önerilen rakamları gördüğünde ve konunun dokunulmazlığını düşündüğünde karşı gelebileceği bir teklif kesinlikle değil. Bunları, kirliliğin kirliğini aklamak için söylemiyorum. Duruma sadece biraz daha yukarıdan bakmak gerek diyorum.
Spor kulüpleri artık neredeyse bir çok devletin bütçesinden kat kat fazla olan futbol endüstrinin yörüngesinde bir gölge kapmak için yapmadıklarını bırakmıyorlar. Yöneticiler üst üste şampiyonluk sözleriyle bu kirli denize açılmak için yelkenlerini dolduruyor. Birkaç istisnası dışında neredeyse tüm tribün liderleri bu yönetimlerden icazet alarak ceplerini şişiriyorlar ve hatta cinayetlere sebep oluyorlar. Hemen herkes bu kirli okyanusta bir kaç kulaç daha fazla atıp ötekini batırmakla meşgul. Sadece biraz daha temiz olanlardan bahsetmek mümkün olabilir. Bu devran başka türlü işlemedikçe, başta kendim olmak üzere bu kirliliğe gönüllü-gönülsüz kapılıp gideceğiz ve kirliliğin hukuğu için kafa yoracağız.
Kategorisi Çızıktırmalar, Sportif
Kategorisi Şairlerden hayat!